Sitemize hoşgeldiniz şuan misafir olduğunuz için sitemizten tamamiyle yararlnamıyacaksınız. Üye olun yada giriş yapın

Sitemizde sizi görmekten mutluluk duyarız.

LifeStyle Yönetimi



 
AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 +Okulun Kuruluşu+

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Lafurus
Anlatıcı
avatar

Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 02/09/09
Tanınmışlık : 0

MesajKonu: +Okulun Kuruluşu+   Perş. Eyl. 03, 2009 10:52 am

Yer: Almanya, Bir Orman
Zaman: 19.09.1909


Günün erken saatleriydi. Güneş doğalı 2 saat olmuştu ama doğmamış gibiydi. Karanlık bürünmüştü yaşlı ormana. Ağaçların arasından zaten seyrek sızan güneş ışınları artık yok denecek kadar azdı. Ormanın ortasında toplanmış bir grup insan ne olup bittiğini öğrenmek için yukarıya, gökyüzüne bakıyordu. Sessizlik hakimdi, korgu kol geziyordu. Yeşil çimenlerin üstünde, yeşil ağaçların arasında huzurlu bir gezi yapmak için gelmiş 26 insan vardı orada. Genç yaşlarını en iyi şekilde değerlendiyorlardı.

Sessizlik günün öğleye kavuşmasıyla son buldu. Yer büyük bir gürültüyle sarsılmaya başladı. Bazı ağaçlar devrildi. İlerde büyük bir patlama sesi duyuldu. “Deprem!” çığlıkları ağaçların dallarına bürünmüştü adeta. Issız ormanda kamp yapan gençler dışındaki hiçkimse hissetmese de büyük bir sarsıntıydı bu. Çok kısa sürmüştü. Bir anda olmuş, bir anda da bitmişti. Ama sanki durgun bir göle su atılmışçasına dalgalar yayılıyordu etrafa. Anlam verilmeyen dalgalar. Yaklaşık 30 dakika aralıklarla oluşan her dalga ile yer sarsılıyordu. Ama sınırları vardı bu belliydi. Sanki sadece ormanda kişiler hissediyorlardı. İlk sarsıntıyla hareketsiz kalmıştı herkes. Bilinmeyen bir güç, göremedikleri bir şey onları haraketsiz bırakmıştı. Baygındılar ve olacaklardan, başlarına ne geleceklerinden haberleri yoktu. 2 saat 30 dakika sonra ilk uyanan Mina Utilayaire olmuştu. Sarı, uzun saçları ve kusursuz vucudu ile hırs ve öfke dolu bir gençti. Sessizliğe mahkum olmuştu, dünyanın adaletsizliği ona küçük yaşında anne ve babasından etmişti. Ayağa kalktığında ne olduğunu hatırlamaya çalışsa da pek bir yararı olmuyordu. Etrafına bakındı. Arkadaşları yerde yatıyordu. Baygındılar. Onları kaldırmaya çalıştı. Ölmemişlerdi ve bu onun içini fazlasıyla ferahlatıyordu. Bir süre sonra bütün gençler uyanmıştı. Bir çember oluşturup ne olduğunu tartışıyorlardı. Kahverengi saçlı, mavi gözlü, kısa boylu birisi fikirlerini sunuyordu: “Bu deprem olmalı. İlk sarsıntıda ayaktaydım. Ama,... Ama başka hiçbir şey hatırlayamıyorum.” diyordu. Bu onu delirtiyor gibi gözükmüyordu. Herkes aynı şeyi düşünüyordu. Herkesin kafasında bu fikir vardı. Mina söze karıştı: “Peki ya depremse neden baygındık?” dedi cevabını bilmek istemese de. Kimse cevap veremiyordu. Ormanda kısa bir araştırma yapmaya karar verdiler. 26 kişi farklı yöne dağılmıştı. Herkes tekrar buluşma noktasına döndüğünde aralarından sadece biri eksikti, Mina.

Mina dağıldıktan sonra sık ağaçların arasına girmiş, şuursuzca dolaşmaya başlamıştı. İlerledikçe bedenini farklı bir güç kaplıyor gibiydi ve bu da onun çok hoşuna gidiyordu. Güçlü olmak her zaman istediği duyguydu. 2 saat kadar yürümüştü. En sonunda ağaçların yıkıldı noktada, bir taş gördü. Etrafını 5 ayrı rengin kapladığı bir taş. Taşa yaklaştıkça düşündüğünden daha büyük olduğunu farketti. Taş onun 3 katı büyüklüğündeydi. Garip bir rengi vardı. Sanki bütün renklerin karıştırılması gibiydi. Düştüğü noktada oluşan renklerde öyleydi. Bir çember çizilmiş de renkler bir insan tarafından dağıtılmış gibiydi. Taşa dokunma arzusu kaplıyordu her yanını. Bu isteğe daha fazla dayanamamıştı. Parmak uçları taşa temas etmişti. İşte o anda bedenine bir enerji akıyordu sanki. Çok acı çekiyordu ama elini geri çekemiyordu. Bir süre sonra kendinden geçmişti.




Yer: Amerika, Büyük Kalyon
Zaman: 19.09.1929


Mina kendini değiştiren o gizemli taşın sırrını araştırdı yıllarca. 20 yıllık bir araştırma sonunda eldettiği bilgiler hem şaşırtıcı hem de ilginçti. Bu taş dünyanın bir çok yerine aynı şekilde düşmüştü bulduğu bilgilere göre. Taşın düştüğü anda çevrede olan insanlar ise taşın yaydığı dalgalar yüzünden insannın bazı doğa üstü özellikler kazandığını keşfeder. Bu dalgalara maruz kalan insanlar 5 maddeyi yönetebilme gücünü edinirler. Mina bu 5 maddeye Andro (Ateş, Su, Toprak, Hava, Elektrik) demektedir. Bunları yönetenlere ise Androsal. Ama bir türlü çözemediği bir şey vardı. Onun araştırmalarına göre 23 androsal 5 androyu birden kontrol edebiliyordu. Buna kendisi de dahildi.

20 yılını andro ve androsallar üzerinde geçirmişti. Dünyadaki hemen hemen bütün androsalları bulmuş, yerlerini ve adreslerini tespit etmişti. Bu gün ise büyük gündü. Dünya üzerindeki 23 (kendi tespitlerine göre) 5 andro yöneticisini Büyük Kalyon'da toplayacaktı. Hepsinin kapısına gitmiş, hepsini gelmesi için ikna etmişti. Güzelliği, çekiciliği ve kurnazlığı bu duğrultuda ona büyük yardım sağlamıştı. Büyük Kalyon'da bekliyordu. Eşsiz ve sonsuzluğa uzanan manzara gecenin karanlığında, siyahın sonsuzluğuna bürünüyor, yıldızlar ormanın kaybolmuş ağaçları gibi parlıyordu. Sessizlik 23 kişinin teker teker gelmesiyle yavaşça bozuluyordu. Herkes oradaydı. Hepsi birbirinden farklı kişilerdi. Buna şaşılamazdı. Hepsi dünyanın farklı yerlerinden gelmişti. Gözlerini araladı. Fazla uzatmak istemiyordu. Sözlerine başladı Mina: “Biz özeliz. Hepimiz 5 maddeyi, ben bunlara andro diyorum, kontrol edebiliyoruz.” demişti. Bütün gözler birbirinde dolaşıyordu. Mina devam etti: “Biz farklıyız güçlüyüz, çünkü biz 5ini birden kontrol edebiliyoruz.” demişti. Bir soluk aldıktan sonra: “Eğer bizim gibilerin daha iyi olmasını istiyorsak onlara eğitim vermeliyiz.” dedi ve sözlerini bitirdi.

Büyük bir yargara oldu. Bazı alaycılar,dalga geçenler, destek çıkanlar. Herkes tek tek dağılmaya başladı. Buna saçma bir fikir edasıyla bakıyorlardı. Sadaece 3 kişi kaldı. 3 kurucu... James Krachtige, Allen Sterk, Mina Utilayaire...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
+Okulun Kuruluşu+
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Toplantı Salonu :: Kurgular Bölümü :: Ana Kurgu-
Buraya geçin: