Sitemize hoşgeldiniz şuan misafir olduğunuz için sitemizten tamamiyle yararlnamıyacaksınız. Üye olun yada giriş yapın

Sitemizde sizi görmekten mutluluk duyarız.

LifeStyle Yönetimi



 
AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Melanie Brown

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Melanie Brown
Ses Sanatçısı
Ses Sanatçısı
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 01/09/09
Tanınmışlık : 0
Rp Partneri : Cıx
Meslek : Sanatçı

MesajKonu: Melanie Brown   Salı Eyl. 01, 2009 11:16 pm

Yalnızlık. Tek hissettiğim şey yalnızlıktı. Julian'ın yokluğu sürekli ağlamama sebep oluyordu. Uyku düzenim bozulmuştu. İştahım kesilmişti. Bazı dostlarım benim bir şifacıya görünmem gerektiğini söylediğinde itiraz edemedim. En kısa zamanda gideceğime söz verdim. Julian'ın yokluğu bende birçok şeyin değişmesine sebep olmuştu. Artık yaşayan bir ölü gibiydim. Nefes alıp vermesem öldüğümü düşünebilirlerdi. Onun yokluğu bütün hayatımı değiştirmişti. Mide bulantısı ile yine odamdan koşarak çıkarken artık bir şifacıya görünmem gerektiğini anladım. Ertesi gün şifacının odasında stresle beklerken zamanın bir türlü geçmediğini farkettim. Bütün muayenelerim yapılmıştı. Ve test sonuçlarını bekliyordum. Kafamdan ölebileceğime dair milyonlarca düşünce geçiyordu. Belki de tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanmıştım. Başıma bir ağrı girdi. Julian'ı bir kez daha görmeden ölmek istemiyordum. Şifacı içeriye girdiğinde söyleyeceği şey için hazır olmadığıı farkettim. Ama yine de konuşmasına izin verdim.
"Bayan Brown, değerleriniz gayet iyi. Sadece biraz fazla yorgunsunuz. Ve size çok güzel bir haberim var. Hamilesiniz."Beynim dondu. Ne yapmam gerektiğini bilemedim. Ben...hamileydim. Ellerimin titrediğini farkettim."Bir hata olmadığından emin misiniz? Ben hamile olamam."
Dedim zoraki bir nefesle. Bana kendini bilmiş bir tavırla;"Tabiki de hata yok bayan. Bütün test sonuçlarını dikkatlice gözden geçirdim. Hamilesiniz."Dedi suratındaki o aptal gülümsemeyle. Daha doğrusu resmen sırıtıyordu. Suratının ortasına bir yumruk geçirmemek için kendimi zor tuttum. "Julian..."
Diye fısıldayabildim sadece.
Hastahaneden çıkarken aklım çok karışıktı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yağmur çiselemeye başladı. Bir bank gördüm ve dayanamayacağımı anlayıp oraya oturdum.
"Ben şimdi ne yapıcam."Diye sesli sesli düşünmeye başladım. Yağmur yavaş yavaş şiddetleniyordu. İnsanlar içerilere koşturuyorlardı. Ama ben yerimde durmaya devam ettim. Yağmuru seviyordum. Sonra annemin doğumumu anlatmasını hatırladım.Soğuk ve karlı bir kış akşamı açmışım gözlerimi dünyaya. İlk annemi görmüşüm. Onun simsiyah saçlarının terli alnına yapışmış ve sevimli bir yüz ifadesi ile mutlulukla bana bakıyormuş. Babam annemin doğumunda yanında olamamış. Zaten bu yüzden annem yıllarca bunun dırdırını yaptı. O sırada üç süpürge de arkadaşları-özellikle kadınlar-ile eğlenmekteymiş. Tabi bundan çok sonra haberimiz oldu. Çocukluğum çok zor geçmiş. O zamanlardan tek hatırladığım babamın doğum günlerimde hep iş seyehatinde olup doğum günü hediyesi olarakta sadece 20 Galleon yolladığı. Ve annemin ise doğum günümde beni arkadaşlarıma yollayıp eve adam aldığıydı. Aslında babam ve annem iyi anlaşırlardı. Sadece babamın anneme para vermesi ve annemin de babamı tatmin etmesi gerekiyordu. Aslında ben onların hayatına seyirci olan biriydim. Ailede pek önem verilen biri değildim. Yakın akrabalarımız bile şükran günlerinde tatile Karayiplere ya da Maldivlere gider sadece anne ve babam için bilet alırlardı. Babamın da zaten işleri olurdu. Bu yüzden annem genç sevgilisi ile gider beni de büyük anneme bırakırdı.Büyük annemle kaldığım zamanlarda ondan piano dersleri almaya başladım. Sanırım 6-7 yaşlarındaydım. Bana küçük mozart diyorlardı. 4-5 sene okul müzikallerinde ve bazı konserlerde parçalar çaldım. Hatta besteler yaptım. Ta ki o kaza olana kadar. Kasvetli bir sonbahar gecesiydi. Hava yağmurluydu. Şimşekler çakıyordu. Aslında pek iyi hatırlayamıyorum. Sadece büyükannemi ziyarete gittiğimiz bir geceydi. Ve ben büyükannemin piyanosunun üstünde notalarımı unuttuğumu hatırladığım için arabadan inmiştim. Büyük annem kapıyı kocaman bir gülümsemeyle açmıştı. Ancak sonradan sanki biri çığlık atmış gibiydi. Ve çarpışma sesi...
Arkamı döndüğümde de karşılaştığım manzara karşısındaki tepkim bayılmak olmuştu. Çünkü ezilmiş ve aslında rengi beyaz olup kırmızıya bulanan bir mustang. Ancak en ilginci ise babamın o uğruna doğum günlerimi ,tatillerimizi ve resitallerimi kaçırdığı o sevgililerinden biri arabasıyla-daha doğrusu tırı ile-onları ezmişti. Sonrasında gözlerimi beyaz bir odada açtığımı hatırlıyorum. Yanımda büyükannem ağlamaktan perişan olmuş.Bana ikisinin de öldüğünü söylediğinde ki tepkim oldukça ilginçti. Sadece
sustum. Ne ağlayıp isyan ettim ne de mutlu oldum. Sustum...
Göz yaşlarımı farkettiğimde halen bankta ,bu yağmurun altında oturuyordum. Derin bir nefes aldım ve eve gitmeye karar verdim.Evde ıslak kıyafetlerimi çıkarıp daha kuru birşeyler giydim. Islak saçlarımı bir havluya sarıp odamda bulunan büyük masaya geçtim. Önümde bir parşomen kağıdı ve bir tüy kalem vardı. Elim titreyerek kalemi aldım. Ve aklıma gelenleri yazmaya başladım;


Sevgili Julian.
Sensizliğin acısına dayanamazken hayata tutunmamı sağlayacak bir haber aldım. Belki de ölmemi sağlayacak bir haber. Julian...Ben hamileyim...
Ve seninle en kısa zamanda görüşmem gerek. Lütfen mektubuma cevap yaz. Seni seviyorum...

Melanie...

Ahh hayır. Ona hamile olduğumu yüz yüzeyken söylemem gerekiyordu. Bu yüzden mektubu buruşturup yeni parşomene geçtim. Ellerim halen titriyordu. Ne söylemeliydim ki? Göz yaşlarımın sıcaklığını yanaklarımda hissetmeye başladığımda ne yazmam gerektiğini buldum.

Julian...Seninle konuşmalıyım. Çok önemli bir konu. Umarım beni ciddiye alıp bu ayın 28'inde saat sabah 10'da Domuz Kafası'nda olursun. Lütfen gel.
Melanie...

Birkaç gözyaşım damlamıştı parşomene. Umursamayıp hemen Julian'a gönderdim. Gözyaşlarımı elimin tersi ile sildim ve aynanın karşısına geçtim. Tişörtümü göğsümün altına kadar sıyırıp karnıma baktım. Hamileydim. İçimde biri vardı. Ve o kişi bana aitti. Benim kanımdandı. Çok garip hissetmeye başladım. Daha tohum tanesi kadar olan birini kaybetmekten korktuğumu farkettim. Karnımı yavaşça okşayarak; "Seni seviyorum bebeğim. Umarım baban da sever." dedim. Hamile olmanın verdiği korkunun yanında Julian'ın bebeği istemeyeceği korkusu sarmıştı bedenimi. Eğer istemezse ben ne yapardım? Korkuyla o günün gelmesini bekledim. Ve Julian'ı rüyamda görmeyi umarak uyudum.
İşte günü gelmişti. Korkudan titriyordum. Julian'ın çocuğunu kabul etmemesinden korkuyordum. Hatta daha kötüsü çocuğu aldırmam gerektiğini söyleyebilirdi. Ama daha doğmamış bebeğim ile aramda çok büyük bir bağ oluşmuştu. Bu yüzden ondan vazgeçemezdim. Giyinip domuz kafasına doğru ilerlemeye başladım. Uzun bir süre sonra geliştim. Tabela karşımdaydı. Ve kalbimin sıkıştığını hissettim. Korkum buraya gelince daha da büyümüştü. Ellerim titreyerek kapısını açtım. İçeride olabilir belki diye yüz ifademi normal tutmaya çalıştım. Etrafa göz gezdirdiğimde onu gördüm. Kalbimin hızlandığnı hissettim. Evet tam karşımdaydı. Ve kahretsin ki az sonra olacaklar beni çok korkutuyordu. Zoraki bir tebessümle yanına gittim. Ahh kahretsin onu o kadar çok özlemiştim ki boynuna sarılmamak için kendimi zor tuttum.
"Gelmişsin." dedim aptal bir ifade ile. "Oturalım mı?" cevabını beklemeden hemen oturdum. Göz yaşlarımın gözümde biriktiğinin farkıdaydım. Ama kendimi zorlayarak ağlamayacağımı tembihledim kendime. Direk konuya girmeli miydim? Yoksa biraz konuştuktan sonra mı söylemeliydim? Aklım çok karışıktı. Onun o herkesi büyüleyen gözlerine bakarken düşünmek hiçte kolay olmuyordu. "Nasılsın?" dedim sesimin titremesine engel olamadan. Onu çok özlemiştim.İsyan etmek istiyordum. Ama sakin olmam gerektiğini kendime hatırlatıp derin bir nefes aldım.Cevabını beklerken onu izlemeye devam ettim.Gerçekten de çok özlemiştim onu. Kollarımın arasına almak istiyordum. Sıkıca sarılıp bir daha bırakmamak. Ama bir ayndan da bebeğimizi isteyip istemeyeceğinden emin olmaya çalışıyordum. Belki de ona söylememeliydim. Çünkü vereceği tepki beni korkutuyordu. Ellerimin terlediğini farkettim. Tabiki de terlerlerdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Melanie Brown
Ses Sanatçısı
Ses Sanatçısı
avatar

Mesaj Sayısı : 14
Kayıt tarihi : 01/09/09
Tanınmışlık : 0
Rp Partneri : Cıx
Meslek : Sanatçı

MesajKonu: Geri: Melanie Brown   Salı Eyl. 01, 2009 11:16 pm

Çok heyecanlıydım. Korkuyordum ki bu kalbimin daha da sıkışmasına sebep oluyordu. Eğer çocuğumuzu kabul etmezse neler yapabileceğimi düşünmeye başladım. Belki başka bir ülkeye giderdim. İsmimi bile değiştirebilirdim. Beni düşüncelerimden alan onun o kendinden emin sesiydi. "İyiyim, sanırım." Gözlerinde sebebini anlamadığım bir gerginlik sezdim. Yoksa biliyor muydu? Ama sonra saçmaladığımı farkettim. Nasıl bilebilirdi ki?!"Sen nasılsın?" Evet şimdi bir cevap verme sırası bendeydi. Nasıldım? İnsan hamileyken ve bunu sevgilisine söylemekten korkarken nasıl olabilirdi? Başıma yine bir ağrının girdiğini hissettim. Tam cevap verecekken konuşmaya başladığı için sustum.
" Melanie, bugün buraya beni neden çağırdığını bilmiyorum, ama senin konuşmandan önce ben bir şeyler söylemek istiyorum." Şaşırmıştım. Meraklanmama sebep olmuştu. Önemli birşeyler var gibiydi çünkü yüz ifadesi oldukça sertti. " Melanie bu söyleyeceklerim... bunları söylemek çok zor... bu söyleyeceklerim beni çok üzüyor, seni de belki üzecek ama inan bana en doğrusu bu olucak. Senin iyiliğin için bu şart. ... O yüzden bunları sana söylemeliyim.." Kesin kötü birşey olmuştu.Ellerimin titremesine engel olamadan ve göz yaşlarıma engel olmaya çalışarak dikkatle onu izlemeye başladım." Melanie ben uzun uzun düşündüm bunu.. Hem senin hem de kendi iyiliğim için ben senden ayrılmaya karar verdim. Bu ilişkiyi daha fazla sürdüremeyiz..."
Şok olmuştum. Düşünemiyordum. Nefes alamıyordum. Kalbim çok kötü sıkışıyordu. Artık gözyaşlarıma engel olamıyordum. Zaten onsuz geçen bu süre sonucu anlamam gerekirdi bir sorun olduğunu. Sebebini soracaktım. Ama halim yoktu. Bu bebeği istemeyeceği anlamına geliyordu. Artık beni istemiyorsa benden olan bebeği de istemezdi. Dudaklarımı ısırarak sakinleşmeye çalıştım. Ama olmuyordu. Mantığım konuşmaya başladı;
"Sakin ol Melanie. Eğer seni istemiyorsa bebeği söylememelisin." diyordu. Haklıydı da. Eğer ona söylemezsem bana çocuğu aldırmam konusunda baskı yapamazdı da. Ama kalbimin sesi mantığımı susturmuştu. "Tabiki de söylemelisin. Julian onun babası. Bilmeye hakkı var. En doğru kararı beraber verirsiniz. Eğer ondan saklarsan günü geldiğinde doğrular şimdi olduğundan daha çok üzer. Bu yüzden söylemelisin." Diyordu. Aklım karışmıştı. Ne yapmam gerekiyordu? Derin bir nefes aldım ve gözyaşlarımı elimin tersi ile silip konuşmaya başladım.
"Julian...ben...ben ne diyeceğimi bilmiyorum. Eğer sorun bendeyse söyle...nerede hata yaptığımı söyle...lütfen. Ama önce bilmen gereken birşey var. Ben...ben hhamileyim..."Sesim titrediği için ağladığım anlaşılmış olabilirdi. Ama umursamadım. Ayrılmak istemiyordum. Ben onu seviyordum. Onsuz yapamazdım. Dayanamayarak eline uzandım ve tuttum.
"İçimde bir can var Julian. İkimize ait bir can. O senin de bir parçan." dedim ve gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken gözlerinin içine bakmaya başladım.Bebeğimizi sevsin istiyordum. Kabul etsin...
Endişe ile gözlerine bakarken vereceği cevabı merak etmeye başlamıştım. Eğer bebeğimizi kabul etmezse bile onu doğuracaktım. O ne derse desin. Surat ifadesinden anladığım kadarı ile kabul etmeyecekti. Boğazımda birşeylerin düğümlendiğini hissettim. Bebeğimizi istemese de doğuracaktım evet. Ama istenmemenin vereceği acıyı daha şimdiden hissetmeye başladım. O kadar zaman sonra yüzüme bakıp istemiyorum derse ne yapardım? Konuşmaya hazırlandığını görünce kalbim daha hızlı atmaya başladı.
"Ne kadardır...."Sonra sustu. Sesindeki donukluk kalbimin sıkışmasına neden oldu. Kesin istemeyecekti. Aldır diyecekti. Kafamda eğer aldır derse ne diyeceğimi planlamaya başladım. Ne kadar zor da olsa bir anne tek başına bebeğini büyütebilirdi. Neden olmasın ki? Ağlamayacaktım. Ağlamamalıydım. Cevabı zaten belliydi. Elini tuttuğumda birden çekmesi artık beni sevmediği anlamına geliyordu zaten. Gözümün yine dolduğunu farkettim. Ama ağlamayacaktım. Ben güçlü biriydim. Buna da dayanabilirdim. Uzun bir süre düşündü. Kabul etmeyeceği belliydi. Belki de bana acıdığı için aklı karışmıştı. Sinirlendiğimi hissettim. Bana acınmasından nefret ederdim. Gözlerine bakmaya devam ettim. Bir süre sonra gözlerinde birşey yakaladım. Bu aşk olabilir miydi? Gülümseyince birden bir sıcaklık hissettim. İşte benim Julian'ım. İşte özlediğim Julian. Ahh gülümsemesini uzun zamandır ilk kez görünce birden ağlamak isteği ile doldum. Elimi tutup öptüğünde herşeyin düzeldiğini düşünmeye başladım. Evet kabul etme ihtimali vardı bebeğini. "Bu çocuğu ben ne dersem deyim doğuracaksın öyle değil mi?""aldırmayı düşünmüyorsundur. "Gülümsemeye devam ederke elimi yeniden tuttu. Ahh bunu yapmamalıydı. Her elimi tuttuğundan ona olan aşkım daha da artıyordu. Ve bebeğimi ondan kaçıracaksam nefret etmem gerekirdi.Anlamam gerekirdi. Bütün olumsuzlukların ardından böyle iyi davranmasının sebebini anlamam gerekirdi. Onun yaptığı gibi hızla elimi çektim. Korkuyordum. Belki zorla aldırmayı deneyebilirdi. O benden güçlüydü. Ve ona karşı çıkamayacağımı biliyordu. Başımı hayır anlamında salladım. Gülümsemesi biraz bozuldu. Ahh ama halen ölebilirdim o gülümseme için. Ama birden kaşlarını çatıp; "Melanie ben...ben kendimi çocuk için hazır hissetmiyorum. Henüz." Ne!Gözümde biriken yaşları tutmak için daha da zorlanmaya başlamıştım. Ahh tahmin etmeliydim böyle diyeceğini! Kahretsin . Neden istemiyordu ki!Sonra Julian'a birşeyler olmaya başladı. Elimi tutan eli titriyordu. Daha da sıkmaya başladı elimi. Korkuyla ona bakarken suratının bembeyaz olduğunu farkettim. Tanrım neler oluyordu! Nefes alamıyor gibiydi. "Julian! Julian iyi misin?!" Gözümdeki yaşlar artık durmuyor, akıp gidiyordu. Julian ölüyor muydu yoksa?! Hayır olamazdı. Sandalyemden kalktım ve başını elerimin arasına aldım. Biraz titredikten sonra bilincini kaybetti. Julian...Ellerimin arasından kayıp gitmişti. Artık o yoktu. Herşeyim gitmişti onunla beraber. Onsuzluğun tadına bakmıştım zaten. Bir daha aynı şeyleri yaşayamazdım. Ve birden başıma ağrı girdi. "Biip...biip...biip..." Başım çok kötü ağrıyordu ve bu garip sesi duymaya başlamıştım. Sonra Julian'ın benden uzaklaştığını görünce dayanamayıp "Hayır!" diye bağırdım. Ve birden uyandım. Etrafıma korkuyla baktım. Odamdaydım. Evet bu sadece bir rüyaydı. Terlemiş olan alnıma yapışmış saçlarımı çekip az önce bipleye saate baktım. 05:00 görünüyordu. Derin bir nefes aldım. Bütün bunlar sadece bir rüyaydı.Hamile değildim.Julian ölmemişti. Herşey iyiydi. Herkes. Sonra saatin altındaki tarihe gözüm kaydı. Dikkatlice baktığımda kanımın çekildiğini hissettim. 28 Mart . Julian ile buluşacağım gün.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rehberlik Öğretmeni
Seçici Profesör
 Seçici  Profesör
avatar

Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 01/09/09
Tanınmışlık : 0

MesajKonu: Geri: Melanie Brown   Çarş. Eyl. 02, 2009 9:02 am

Betimleme :30/33
Dil Kuralları : 31/33
Görsellik : 29/33

+1 Puan da LS Yönetiminden.

91 Puan!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Melanie Brown
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Toplantı Salonu :: Rol Oyunlarınız :: Rol Oyunu Puanı Belirleme-
Buraya geçin: