Sitemize hoşgeldiniz şuan misafir olduğunuz için sitemizten tamamiyle yararlnamıyacaksınız. Üye olun yada giriş yapın

Sitemizde sizi görmekten mutluluk duyarız.

LifeStyle Yönetimi



 
AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 T. Nemesis

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Taylor Nemesis McReath
Sıradan Varlık! Lütfen Rütbe Alınız
Sıradan Varlık! Lütfen Rütbe Alınız
avatar

Mesaj Sayısı : 1
Kayıt tarihi : 01/09/09
Tanınmışlık : 0

MesajKonu: T. Nemesis   Salı Eyl. 01, 2009 1:33 pm

(Başka bir sitede yaptığım rp'dir. Rp'de bir cadı, bir öğrenci ve bir avcı vardır. Benim karakterim öğrenci olandır.)

" Serbestsin avcı. Küçük kız da öyle " Roxana'yı sıkı sıkı saran kemik yığınları yavaş yavaş gevşemeye başladı ve en sonunda tamamen onu bırakıp toprağa tekrar karıştılar. Bu işte bir terslik olduğu belliydi. Cadı onları bu kadar çabuk serbest bırakmazdı. Ancak avcı pek şüphelenmişe benzemiyordu. Açıkçası Roxana; az önce gördükleri ölü bedenlerden bile daha çirkin ve daha ürkütücü olan bu görüntünün dürüst olduğunu düşünmenin büyük bir hata olacağını biliyordu. " Sadece kaseyi bana ver. Kan dolu. Ödeşebiliriz." Cadı, Roxana'nın bilmediği latince kelimeler kullanmaya devam ediyordu. Ancak yine de sanguisin ne olduğunu anlamak öyle bir durumda zor değildi. Etraflarında cadının isteyebileceği iki şey vardı. Biri Roxana'nın hayat özü, ikincisi ise kasenin içinde duran kan. Roxana'yı serbest bıraktığına göre kanı istiyordu. Vampir değildi. Neden kan istediğini anlamakta zorlanıyordu Roxana. Bin bir çeşit büyülerinde kullanacaktır diye düşündü. Belki de bir hile yapacak ve o kanı kullanarak onlara zarar verecekti. Birden Roxana'nın aklına görüşü geldi. Burdan biri yaralı çıkacaktı ve bu avcı olacaktı. Avcının kaçmak için az zamanı vardı. Ancak Roxana'nın daha az. Belki de hemen kaçmalıydı. Çünkü kurtarılmayı beklemek saçmaydı. Evet, kaçmalıydı. Arkasına dahi bakmayarak kaçmalıydı. Onu yem olmaktan kurtaran avcıyı orada öylesine bırakmak ona doğru gelmiyordu gerçi. Ama yine de avcı başının çağresine bakabilirdi. Yani en azından bakmalıydı. Belki de onu koruyacak birileri gelebilirdi. Ancak Roxana, bunların hiçbirini yapamazdı. Onu kurtarmaya da kimse gelemezdi. Zaten koskoca dünyada iki tanıdığı kalmıştı. Biri artık avcılıktan emekli olması gereken yaşlı Billy diğeri ise Roxana'ya gerçekleri anlatmayan ve onu aylar önce terk etmiş olan avcı ablası Madison. Billy artık çok yaşlıydı. Buraya gelse herkesten önce canından olurdu. Madison aylardır ortalıklarda yoktu. Öldü mü kaldı mı o bile belli değildi. Roxana'nın kurtulmasının tek yolu kendisinin çabasıydı.

Avcıya ve cadıya görünmemeye özen göstererek çamur ve toz dolu patikada ayağa kalktı. Adımlarını yavaş ve parmak ucunda basarak yürümeye devam etti. Bir an arkasında biri var mı diye bakmak istedi. Arkasını döndü ancak yürümeye devam etti. Birden ayağı bir şeye takıldı ve kısık bir kıt sesinin ardından yere düştü. Ayağı kırılmamıştı ancak çatladığı kesindi. O an Roxana avazı çıktığı kadar bağırmak istiyordu ancak cadının tekrar ona yönelip zarar vermesini istemiyordu. Ancak avcıya da zarar vermesini istemiyordu. Az önce onu öylece bırakıp kaçmayı planlıyordu, şimdi ise onu bırakamam diye düşünüyordu. Çünkü oradan kaçmak için artık avcıya muhtaçtı ve eğer avcı zarar görürse kaçamayacaktı. Ancak daha sonra görüşünü tekrar hatırladı. Avcı yaralanacaktı ve Roxana'nın kaçma umutlarının hepsi yerle bir olacaktı. Bu yüzden cadının dikkatini dağıtmayı düşündü ancak cadı, Roxana her ne yapmaya karar verirse versin onu Roxana'nın yaptığını anlayacaktı. Ancak bundan başka çaresi yoktu. Belki cadının dikkatini dağıtırsa avcı son hamleyi yapabilirdi. Evet, bu fikir aklına yatmıştı. Hemen bir taş alıp etrafta gördüğü bir çöp kutusuna atıp ses çıkarmayı planlıyordu. Öyle de yaptı. Taşı attı ve avcının işi bitirmesini umdu.

x.X

İşe yarayacağından çok umutlu olduğu plan ters tepince Roxana korkudan az önce taş attığı çöp konteynırlarının arasına saklandı. Attığı taşların cadının dikkatini dağıtması gerekiyordu ancak avcı dönüp bakmıştı. Roxana'nın kaderi değiştirmeye çalışması ne kadar saçmaydı. Kaderi değiştiremezdi ancak bu gerçeği çok geç kavramış ve bu yüzden belki de avcının ölümüne sebep olmuştu. Cadı gittikten sonra korku dolu gözlerle avcıya baktı. Pek fazla hareket etmiyordu. Ölmüş olabilir miydi acaba? Roxana yarı kırık bir bilekle kendisinden daha kilolu birini en yakındaki hastaneye taşıyamazdı. Yakınlarda hastane olduğundan da emin değildi. Sabahları çok kalabalık oluyordu orası oysa ki. Geceleri ise ay burayı aydınlatmayı adeta unutuyordu. Cadının uzaklaştığından iyice emin olduğu zaman sürünerek avcının yanına gitti ve durumunu kontrol etmeye başladı.
"Lütfen ölmüş olma lütfen ölmüş olma!" Avcıya doğru giderken kendi kendine konuşmaya başlamıştı. Ona bir baktı. Aynı görüşündeki gibiydi. Aradaki tek fark, onun bu hale gelmesine neden olan kişi Roxana'ydı.

Belki de karışmamalıydı. Avcı ve cadı kendi aralarında bu sorunu halledebilirlerdi. Avcının galip olduğu bir savaşın sonucunda çok ağır bir bedelle ödemesinin nedeni ise, kurtarmak istediği kızdı. O an Roxana'nın keskin bilek ağrısına bir de fena halde can acıtacak sinir bozucu baş ağrısı eklendi. Ah harika, yine bir görüş gelmişti ve yanı başında ölmek üzere olan bir avcı vardı. Bundan daha kötü zamanlama olamazdı. Yoldan bir araba geçiyor. Kız şöföre bir şeyler söylüyor ve gidiyorlar. Baş ağrısı yavaş yavaş geçti ve Roxana kendine geldi. Görüşü avcının kurtulmasını sağlayabilirdi. Avcıyı kaldırmaya çalıştı. Kendi de zorla ayağa kalktı. Avcının kolunu omzuna attı ve yürümeye çalıştı. Ancak hem yük, hem de yarı kırık bir bilekle yürümek imkansız gibi bir şeydi. Ayrıca bileği de kanamaya başlamıştı. Avcıyı yere bıraktı ve az önce gördüğü kirli beze uzandı. Bezi aldı ve bileğine sıkıca sardı. Ancak bez bileğini tutamayacak kadar gevşekti. Bunu umursamayarak kalkmaya çalıştı. Ancak kalkar kalkmaz yere yığıldı. Bu iş böyle olmayacaktı. Avcıyı uyandırmadan taşıyamazdı. Hatta hiçbir zaman taşıyamayacak gibi görünüyordu. Avcının eşyalarına bir göz attı. O, Roxana'yı nasıl uyandırmıştı ki? Silahla? Hayır. Sarsarak? Hayır. Bitkilerle? Evet. Bir çeşit bitkiyle uyandırmıştı. Eşyalarını iyice karıştırdı ve bir tane bitki buldu. Onu avcıya koklattı ve uyanmasını beklemeye başladı. Yaşadığına veya öldüğüne dair bir belirti görmüyordu. Büyük ihtimalle ikisi arasındaki o ince çizgide gidip geliyordu. Umarım çizginin arkasına düşmez diye düşündü Roxana. Daha önce ölmek üzereyken aklından geçenleri tekrar düşündü. Avcının papirüsünü berbat etmeyecekti. Onu mutlaka kurtarması gerektiğini biliyordu. Umarım hemen uyanır diye düşündü. Onun hayatını berbat etmişti. Her şeyi berbat etmişti. Aptalca bir akıl dağıtma denemesi kötü sonuçlanmıştı ve avcının üstünlüğü yerini yarı ölü bir avcı ve bileği yarı kırık bir kızın hüzün dolu tablosu almıştı. Söyleyeceklerinin ardına umarım kelimesini eklemek istedi ancak söyleyeceği kelime daha ağzından çıkmadan umarım silinmiş ve sesi kendinden emin bir tını kazanmıştı.

"İyi olacaksın avcı. Ölmene asla izin vermeyeceğim."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Rehberlik Öğretmeni
Seçici Profesör
 Seçici  Profesör
avatar

Mesaj Sayısı : 43
Kayıt tarihi : 01/09/09
Tanınmışlık : 0

MesajKonu: Geri: T. Nemesis   Salı Eyl. 01, 2009 1:42 pm


Betimleme : 25/33
Dil Kuralları : 30/33
Görsellik : 30/33

+1 Puan da LS Yönetiminden.

86 Puan!


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
T. Nemesis
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Toplantı Salonu :: Rol Oyunlarınız :: Rol Oyunu Puanı Belirleme-
Buraya geçin: