Sitemize hoşgeldiniz şuan misafir olduğunuz için sitemizten tamamiyle yararlnamıyacaksınız. Üye olun yada giriş yapın

Sitemizde sizi görmekten mutluluk duyarız.

LifeStyle Yönetimi



 
AnasayfaTakvimKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 P h a n e (S) a

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Phanessa Lorelei L'Amore
V. Sınıf Utilayaire | Sınıf Başkanı
V. Sınıf Utilayaire  |  Sınıf Başkanı
avatar

Mesaj Sayısı : 34
Kayıt tarihi : 01/09/09
Yaş : 24
Tanınmışlık : 0
Rp Partneri : Johny <3 ^^

MesajKonu: P h a n e (S) a   Salı Eyl. 01, 2009 7:32 am

Phanessa Lorelei L'Amour

Zeki biri olduğum herkes tarafından bilinir. Benliğimi keşfedene kadar inekleyen bir tip olsam da, kendimi keşfettikten sonra pratik zekamı başka işlere yoğunlaştırmaya başladım. Normalde benim gibi olan birisi insanlığa yararının dokunması için çalışmalar yaparken, ben ortalığı karıştıran bir tip olmuşumdur. Boş zamanlarımda evimizdeki bodrumda kendime ait olan labaratuarda çeşitli kimyasal maddeler hazırlarım. Beni yakından tanımayanlar bunların *yaptığım iksirlerin* bir çeşit büyü olduğunu sanarken ben, bunun bilim olduğunu savunmaya devam ederim. Fazlaca haylaz bir kız olmam her yerde tanınmamı sağlamıştır. Hatta, bir keresinde sınırlarımı aşmamdan dolayı, her yerde aranan bir tip olmuşumdur. Hatta bu sebeple başka bir yere taşınmamız gerekmişti. Jimnastik kursları ve bir kaç savaş sanatını öğrenmemden sonra muzurluklarım daha da artmıştır. Öğrendiğim her şey, adeta gücüme güç katıyor gibi hissettirmeye başlamıştı.

O
muzlarıma kadar olan sarı saçlarım ve turuncuya yakın bir tonda olan dudaklarım, buğday tenimleadeta bir ahenk sağlıyor. Bir gözüm mavi, diğer gözüm ise eladır. Bu yüzden iki ayrı lens kullanırım. Biri sağ gözüme uygun tonda mavi renk, diğeri de diğer gözüme uygun ela tonunda bir lenstir. Çok zayıf olmasam da, ideal bir fiziğe sahibimdir. Göğüslerimin biraz daha yukarısından başlayan dövmelerim, omuzlarımdan kollarıma kadar uzanmaktadır. Bu arada, boyumu söylemeyi unuttum... En son 2 ay önce boyumu ölçmüştüm , yaklaşık 1,72 m. boyum vardı...






Örnek rp;


    Henüz ikinci günüm, fakat dersler başladı!
Daha dün kayıt olmama rağmen hemen derslere başlamak canımı sıkmıyor
değildi, daha kimseyi tanıyamadan ortama kaynaşmak zorunda olacaktım. Benim gibi içine kapanık olan biri için bu gayet zor olabilirdi belki, ama gücüm beni rahatlatacak ortamlara götürebilirdi.

"
I feel so untouched and I want you so much ... " güne en sevdiğim müziklerden biriyle uyanmak, zinde olmamı sağlıyordu. Bugün kü alarm müziğim ise The Veronicas adlı grubun 'Untouched' şarkısı olmuştu. Ufak bir sese bile uyanabilme özelliğim sayesinde hemen kalkabiliyordum. Fakat kendime gelebilme süreci biraz gecikebiliyordu. Alarmı mı, dersin başlamasına bir buçuk saat kala ayarlamıştım, nedenini soracak olursanız benim gibi uyuşuk ve kendini hemen toparlayamayan biri için bu gereklidir sanırım. Umarım benimle aynı fikirdesinizdir. Bu konuyu uzatmama gerek yok, güne başlamanın zamanı geldi!

H
iç bir zaman giyimine aşırı derece önem veren biri olmamışımdır. Eline ne
gelirse üzerine geçiriveren ama yine de uyumu ve güzelliği yansıtabilen biriydim. Gardolabımı açtığımda sanki ne giyeceğim önceden ayarlanmış gibi elimi belli yerlere götürüp askılarıyla birlikte kıyafetlerimi almaya başlamıştım. Ardından gardolabı kapatıp çekmeceden iki ayrı çoraba ait olan çiftlerini aldım. İşim bittiğinde, aynanın karşısında buldum kendimi. Beyaz bir bahçıvan, içine siyah ve kırmızı renklerden oluşan bir sıfır kol.. Aslında turuncu ve siyah olsa daha iyi olabilirdi diye söylenmenin ardından çoraplarımı giymenin vakti gelmişti. Fakat öncesinde ufak bir işim vardı. Yine çekmeceden iki farklı renkte ayakkabı bağcığı almamın ardından beyaz spor
ayakkabılarımın sağ tekini kırmızı bağcık, sol tekine ise siyah bağcık takmıştım. Bu yaptıklarıma şaşırmanızı istemem, şimdi yapacağımı söyledikten sonra " ha ? " ya da " hönk ? " gibisinden tepkiler verirseniz daha normal kaçabilir.

Siyah ve kırmızı sıfır kol üzerine giyilen beyaz bir bahçıvan ... Ve sol ayağımda siyah, sağ ayağımda kırmızı bir çorap var. Bunların özelliği ise, sağ ayağımdaki bağcıkların siyah, sol ayağımdaki bağcıkların kırmızı oluşuydu. Kendim bildim bileli her zaman a-normal bir şekilde giyilen fakat bir süre sonra taklit edilen bir tip olmuşumdur. Ve anormalliklerimi okula taşımakta kararlı gözüküyordum.

"
Hazırsın, Angela ... " diye iç geçirdikten sonra bir şeyi unuttuğumu fark ettim. Yatak ucumda bulunan ahşap komidinin üzerindeki saati aldığım gibi odamdan dışarı çıktım. Saate baktığımda ise derse 15 dakika kaldığını fark ettim. Bu saatin özelliği, renk seçmeme ya da üzerime uyumlu olmasına gerek
olmayışıydı. O anki kıyafetime uygun bir renkte olabiliyordu. Bunu, bana yeteneğimi öğreten büyükbabam vermişti. Daha doğrusu o yapmıştı, küçük bir ilüzyonla çalışan bu saat, onun ölümünden sonra bana hatıra olarak kalmıştı ... Anlayacağınız benim için çok değerliydi. Babamın, beni ve annemi terk edişinden sonra bana babalık yapan kişiden geriye kalan tek şey bir saatti ...

    Ders vakti gelmişti. Gecikmemek gerekir..
Koridorda sol elimi duvara sürterek giderken tüm herkesin bana acayip bir şekilde baktığını hissetmiştim. Bu beni biraz rahatsız etse de alışmam gerekecekti sanırım.Ve son durak! Dersliğe geldiğimde yine herkes meraklı bakışlarla bakınıyordu. Sadece bana değil, herkes birbirine bakıyordu. Buna ben de dahil! Kimileri birbiriyle kaynaşmış, kimileri -yani benim gibileri- kendisine bir yer belirleyip dersin başlamasını bekliyor gibiydi. Dairesel bir şekilde yerleştirilmiş sıraların arasından geçerken benimle aynı binadan olan bir çocuk dikkatimi çekmişti... Dikkatimi dağıtmamalıydım ve ondan biraz daha uzakta bir yere oturdum. Ders başlamak üzereydi. Ve bir kaç sıra boş kalmıştı
sadece.

P
rofesör daha fazla bekleyemeyek gibi derse hemen geçmişti. İlk günden ders yapan gıcık kişilerden biri olduğunu sanmıştım, fakat hiç te öyle olmayacaktı. İlk derste tanışma faslı yapılacaktı. Herkes, kendisini ve güçlerini tanıtacaktı.

Tek tek, kendilerini tanıtan kişilerden sonra, sıranın bana geldiğini fark edince yerimden kalkmadan ve penceren dışarı bakarak konuşmaya başladım. İçime dönük bir tipleme olabilirdim, ama bunu kimseye belli etmemeyi ve kanımdaki asiliği dışarı vurmayı tercih ediyordum Tıpkı şu anda, umursamaz tavırda olmam gibi ...

" Angela Evelyn D'Amore ... Soyadımdan anlayabileceğiniz gibi Fransız asıllıyım fakat İngiltere vatandaşıyım. İlüzyon .. İşte benim gücüm bu! istediğim kişiye, ya da kişilere istediğim bir görüntüyü gösterebiliyorum. Ya da şöyle anlatayım ... " Odada bir anda herkes şaşkına dönmüş gibiydi. Kızların çoğu çığlık atıyor, erkeklerden bir kaçı ise bağırışıyordu. Neden mi ? Hepsinin sırasında ve ya kucaklarında soğukkanlılığıyla bilinen, yılan vardı ...

P
is bir gülümsemeden sonra ilüzyonu yok ettim. " Benden bu kadar, profesör " benden sonra geriye kalanlarda kendisini tanıttıktan sonra, profesör kendi ismini söylemişti. Henry ... Kulağa hoş geliyordu! Fakat, dersi
bu kadar hoş olacak mıydı, bu pek bilinmiyordu ... Angela, sözel olan her şeyden nefret ederdi. Rakamlarla uğraşmaya alışmıştı ... Ve, profesör dersi hakkında özet bilgiler verirken bile sıkıntıdan uyumaya başlamıştı. Tabii, uyumak buna uyumak denirse. Gözlerini hafifçe kısarak dışarıyı izlemeye koyulan Angela, profesörün ona bir şey dememesi için bir yandan da ilüzyonunu yapmıştı. Herkesin onu, dersi dinler bir şekilde görmesini sağlamıştı. Bu gibi zamanlarda, gücüne bayılan Angela profesörün konuşmasının bitmesinin ardından öğrencilerin konuştuğunu fark edince yerinden doğruldu ve ilüzyonu tekrar yok etti.Neler oluyordu ? En iyisi biraz deri dinlemeliydi. Ki, neler olduğunu anlamamak o kadar da kolay değildi. Bu kez herkes, gücü hakkında bilgi evrir gibi ne hissettiklerini anlatıyordu. Sıra yine Angela'ya geldiğinde ise Angela bu kez ayağa kalkmış ve sözlerine nasıl
başlayacağını düşünüyordu.

" Gücüme az önce tanık oldunuz. Ve ben ce çok yararlı bir güç. Ender bulunuyor ve bana büyükbabamdan aktarılan bir güçtür. Kolumdaki saati de
büyükbabam birkaç ilüzyon numarasıyla yapmıştır. Üzerimdeki kıyafete göre renk değiştiren bu saat büyükbabamın imâlatıdır. Ve, gücümü nasıl kullanabileceğimi büyükbabam sayesinde biraz öğrendim. Ama gücüm hakkımda ne hissettiklerimi söylemek gerekirse, herkese nasip olmaz böylesine hoş bir güç
"

Az önce nasıl konuşacağını çözemeyen Angela, konuşmaya başladığında ise kendisini durduramaz olmuştu. Ama susması gereken noktada ise susmasını bilmişti. Yine, ondan sonra geriye kalan kişilerin güçleri hakkındaki hislerini anlatılmasının ardından dersin bitmesiyle derin bir nefes verdim. Ve dersliği terk ettim ...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Letty Yvonné Archuléta
Yönetici | Okul Müdiresi
Yönetici | Okul Müdiresi
avatar

Mesaj Sayısı : 76
Kayıt tarihi : 30/08/09
Tanınmışlık : 3
Rp Partneri : Bekarlık, sultanlıktır. (Tekliflere açığım)
Meslek : Müdire =)

MesajKonu: Geri: P h a n e (S) a   Salı Eyl. 01, 2009 8:38 am

Böyle bir zeka dünyaya zor gelir^^ Fakat muzurlukların seni Utilayaire'ye itiyor.

Utilayaire Binası - V. Sınıf
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
P h a n e (S) a
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Nasıl Birisin? :: Karakterinizin İşlemleri :: Öğrenciliğe Dair-
Buraya geçin: